Yaşlılık

Yaşlı nüfus oranının yükselmesi, kronik hastalıklardaki artış, kırsal yaşamdan kentsel yaşama geçiş, aile yapısındaki değişiklikler gibi etkenler yaşlılıkta bakım gereksiniminin daha da artmasına sebep oluyor. Bazı ülke örneklerinde yaşlı evleri, bakım evleri gibi kurum içi bakım uygulamalarının ülkemize göre daha yaygın olduğunu gözlemlesek de tüm dünyada bakım ihtiyaçları en çok evde bakım modeli ile karşılanıyor.

Zaten artan yaşlı nüfusla beraber doğan bakım ihtiyacının başka bir modelle karşılanması ülke ekonomileri açısından mümkün gözükmüyor. Dünya Sağlık Örgütü çalışmalarına göre ülkemizde 2050 itibarıyla günlük bakım ihtiyacı olan kişi sayısı 6,6 milyonu bulacak ve Türkiye önümüzdeki 25 yılda bugün yaşlı nüfus bakımından çok daha kalabalık olan Almanya, İngiltere, İtalya gibi ülkelerin önüne geçecek.

Bu bakım ihtiyacının karşılanması ancak evde bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması ile mümkün olabilecek. Ülkemizde mevcut huzurevlerinin kapasitesinin 20 bin civarında olduğunu düşünürsek yaşlıların yüzde 99,6’sının yaşamlarını evde sürdürdüğü sonucuna ulaşıyoruz. Bu alanda yapılan tüm araştırmalar yaşlanan bireylerin kendi doğal ortamlarında yaşamlarını sürdürmeye devam etmek istediklerini, bir takım fizyolojik ya da sağlık problemlerinin ortaya çıkması halinde dahi evlerinde kalmayı tercih ettiklerini gösteriyor. Elbette yaşlıların büyük bir bölümü herhangi bir bakım ihtiyacı olmadan yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar, ancak yaşlılıkla beraber artan hastalıklar veya ortaya çıkabilecek farkı seviyelerdeki engellilik durumları bakım ihtiyaçlarını ortaya çıkarıyor.